Dilbilgisi 9
Çince öğrenmek: 9. ünitenin dilbilgisi
Tarih
Türkçenin tersine, tarih en genelden en özele doğru kurulur:
Türkçe burada Batı dilleriyle aynı taraftadır: biz de 5 Ocak 2028 deriz, yani gün, ay, yıl. Yine de Çincenin düzeni Türkçeye büsbütün yabancı değildir: adreslerimiz genelden özele gider — Türkiye, İstanbul, Kadıköy, sonra sokak ve numara. Çin tarihi de tam olarak bu mantığı izler.
Yılın söylenişi şöyledir: rakamlar tek tek sayılır — sonra "yıl" anlamındaki sözcük gelir: 年 .
Demek ki 2028 şöyle söylenir: 二零二八年 : yani "iki, sıfır, iki, sekiz", sonunda da "yıl". "İki bin yirmi sekiz" denmez.
Aylar, rakamı ya da 10, 11 ve 12 için sayıyı "ay" anlamındaki şu sözcüğün önüne koyarak oluşturulur — 月 :
Ocak: 一月
Şubat: 二月
Mart: 三月
…
Ekim: 十月
Kasım: 十一月
Aralık: 十二月
Yalnızca yıl rakam rakam okunur. Bu noktayı iyi aklınızda tutun.
Ayın günü, rakamı ya da sayıyı "gün" anlamındaki şu sözcüğün önüne koyarak oluşturulur — 日 .
Dikkat
Şu sözcük: 天 , yani "gök, gün", süre bildirir — "üç günlük tatil" derken olduğu gibi. Şununla karıştırmayın: 日 , o da tarih bildirir.
Ayın biri şöyle denir: 一日 ; ikisi 二日 ; otuzu 三十日 .
Demek ki 21 Aralık 2028 şöyle yazılır: 二零二八年十二月二十一日.
Sözlü dilde ayın günü için çoğu zaman şu kullanılır: 号 , şunun yerine: 日 . Örnek: 一月五号 : 5 Ocak.
Tarihi sormak için:
今天几月几日? Bugün ayın kaçı?
你几号回来? Ayın kaçında geri geliyorsun?
Zaman zarf tümleci
Mandarin Çincesinde yer zarf tümleci şuraya gelir — eylem fiilinden önce:
她在中国学中文。 O, Çin'de Çince öğreniyor.
Bu, Mandarin Çincesinin genel bir kuralıdır: zarf tümleçleri fiilden önce gelir. Önce dekor kurulur, sonra sahne oynanır.
Türkçe konuşan biri için burada bir zorluk yoktur, tersine büyük bir kolaylık vardır: Türkçe de tam olarak böyle davranır. Zaman ve yer, fiilden önce gelir — Bugün Pekin'e gidiyorum., Çin'de Çince öğreniyorum. Üstelik sıra da aynıdır: önce zaman, sonra yer — Yarın senin evinde telefon edeceğim. Bu sayfanın büyük bölümü, Türkçeyi bilen biri için hazır bir zemin üzerine kurulur.
Noktasal zaman da aynı kurala uyar:
我今天打电话。 Bugün telefon ediyorum.
我明天去看他。 Yarın onu görmeye gideceğim.
Peki yer ile zaman aynı cümlede bulunuyorsa hangisi öne geçer? Zaman, yerden daha genel sayılır: bu yüzden önce o gelir.
我明天在你家打电话。 Yarın senin evinde telefon edeceğim.
Dikkat edin: Çincede dilbilgisel zaman yoktur, dolayısıyla çekim de yoktur. Eylemi şimdiki, geçmiş ya da gelecek zamana yerleştiren şey, zaman bildiren kelimelerdir.
Türkçe konuşan biri için bu, Batı dillerini konuşan birinden daha da şaşırtıcıdır: Türkçe fiili eklerle çeker — -yor, -DI, -AcAk, -mIş — ve bunu Fransızcadan bile daha düzenli biçimde yapar. Çincede ise fiil hiç değişmez; zamanı taşıyan şey cümledeki zaman kelimeleridir.
Yapı 什么时候: ne zaman?
"Ne zaman?" şöyle denir: 什么时候 . Neredeyse bütün soru sözcükleri gibi o da cevap sözcüğünün yerini tutar:
你什么时候回家? Ne zaman eve dönüyorsun?
我明天上午回家。 Yarın sabah eve dönüyorum.
Türkçe de aynı şeyi yapar: soru sözcüğü, cevabın duracağı yerde durur. Ne zaman eve dönüyorsun? — Yarın sabah eve dönüyorum. "Ne zaman" ile "yarın sabah" cümlenin aynı yerindedir. Batı dillerinin çoğunda ise soru sözcüğü cümlenin başına atlar.
在 ve yer zarf tümleci
"Olmak" fiilini gördüğümüzde — 是 — onun Çincedeki kullanım alanının Türkçedekinden daha dar olduğunu söylemiştik.
Nitekim "bir yerde olmak" demek için şu kullanılmaz: 是; onun yerine şu gelir: 在 :
他在北京。 O Pekin'de.
Buna karşılık gelen soru sözcüğü şudur: 哪儿 , yani "nerede?":
她在哪儿? O nerede?
Bir şeyi belli bir yerde yaptığınızı söylemek için yeri şu edat görevindeki fiille tanıtırsınız: 在 , eylem fiilinden önce:
我在中国学中文。 Çin'de Çince öğreniyorum.
Türkçenin de bu iş için iki ayrı fiili yoktur: O Pekin'de. ile O öğretmen. aynı yapıdadır, ikisi de ad cümlesidir. Bu yüzden Çincenin buradaki ayrımı Türkçe konuşan biri için de yenidir. Türkçede yalnızca bulunmak fiili yer bildirmeye ayrılmıştır: Pekin'de bulunuyor.
Süre
Süre, noktasal zamandan farklı olarak bir zarf tümleci değildir. O bir fiil tümlecidir ve şuraya gelir — fiilden sonra:
我学汉语两年。 İki yıl Çince öğrendim.
Buraya dikkat: buraya kadar Türkçe ile Çince aynı yolu izliyordu, ama süre tümlecinde yollar ayrılır. Türkçe süreyi de fiilden önce koyar — üç yıl Çince öğrendim —, Çince ise fiilden sonra. Zaman ve yer için işleyen benzerlik burada işlemez.
Karşılaştırın:
我学汉语两年。 İki yıl Çince öğrendim.
我学汉语两年了。 İki yıldır Çince öğreniyorum.
Cümle sonundaki şu sözcük: 了 , süre tümleciyle birleştiğinde durumu şimdiki zamana taşır ve "… -DAn beri" anlamını verir; Türkçede bunu -DIr eki karşılar. Çok kullanılan, olduğu gibi ezberlenecek iki kalıp:
你学汉语几年了? Kaç yıldır Çince öğreniyorsun?
我学汉语三年了。 Üç yıldır Çince öğreniyorum.
8. ünitede bu kip sözcüğünün cümle sonunda çoğu zaman artık ile karşılandığını görmüştük. Burada karşılığı başkadır: bir süre tümleciyle birlikte kullanıldığında Türkçedeki -DIr ekine denk düşer — üç yıldır, kaç yıldır. "Artık üç yıl Çince öğreniyorum" denmez; doğrusu şudur: Üç yıldır Çince öğreniyorum.
Diyalogda:
你回去几天? Kaç günlüğüne dönüyorsun?
我回去半个月。 Yarım aylığına dönüyorum.
Biraz daha zor bir cümle
你在北京大学读书读几年? Pekin Üniversitesi'nde kaç yıl okuyorsun?
Neden 读书读?
读书 bir fiil-nesne öbeğidir: şu fiili 读 "okumak, öğrenim görmek" ile şu nesnesini bir araya getirir: 书 "kitap, öğrenim".
Oysa şöyle bir süre tümleci: 几年 şuraya gelmek zorundadır: doğrudan fiilin ardına. Şu öbekte: 读书 bu yer zaten nesne tarafından tutulmuştur. Bu yüzden şöyle denemez: 读书几年.
Çözüm şudur: fiili yinelemek — nesnenin ardından, tümleci ona bağlamak için:
Batı dillerinden bakınca bu ağır görünür. Oysa Çincenin en doğal çözümü budur ve onu sık sık göreceksiniz. Fiil-nesne öbeklerini bir sonraki ünitede ayrıntılı olarak ele alacağız.
Türkçede buna benzer bir şey yoktur: iki yıl okudum derken fiili yinelemek gerekmez. Burası, Çincenin kendi çözümünü olduğu gibi öğrenmek gereken yerlerden biridir.
Sayı sözcüğü 半
半 sözcüğü "yarım, buçuk" demektir.
Ölçü birim sözcüğünden önce geldiğinde, ardından geleni yarıya böler:
半个月 : yarım ay
Ölçü biriminden ya da ölçü birim sözcüğünden sonra geldiğinde ise bir yarım ekler:
一个半月 : bir buçuk ay
八点半 : sekiz buçuk (08.30)
Önce mi, sonra mı: bütün anlam bu yere bağlıdır.
Türkçe de tam olarak aynı şeyi yapar, üstelik aynı yer kuralıyla: yarım önce gelir — yarım ay, yarım saat —, buçuk sonra gelir — bir buçuk ay, sekiz buçuk. Çincenin tek sözcüğüne Türkçenin iki sözcüğü birebir karşılık verir.
会 gelecek zaman işareti olarak
Şunu görmüştük: 会 "bir şeyi yapmayı bilmek" demektir. Bu sözcük ayrıca şunu da anlatır: olası gelecek — bir şeyin olacağı düşüncesi. Bu, öngörülebilir bir gelecektir: işlerin olağan akışı içinde beklenen bir gelecek.
Diyalogda:
你今年会回法国吗? Bu yıl Fransa'ya dönecek misin?
我今年会回去。 Bu yıl döneceğim.
他会来吗? Gelecek mi?
Bir cümlenin sonuna şu eklendiğinde: 的 — cümlede şu varken: 会 — kesinlik vurgulanır:
他会来的。 Mutlaka gelecek.
Türkçede bu değeri gelecek zaman eki karşılar: -AcAk — dönecek misin, döneceğim, gelecek mi. Bir çekince koymak gerekir: Türkçede bu bir çekim ekidir ve fiilin içine girer; Çincede ise fiilin önüne konan ayrı bir kelimedir. Az önce söylediğimizi de unutmayın: Çincede zaman çekimi yoktur. Bu kelime bir zaman eki değil, bir olasılık ve beklenti işaretidir.
Basit yön belirleyiciler 来 ve 去
来 "gelmek", konuşana göre yaklaşmayı bildirir; 去 "gitmek" ise uzaklaşmayı bildirir:
他去中国。 Çin'e gidiyor. (konuşanlar Çin'de değil)
他来法国。 Fransa'ya geliyor. (konuşanlar Fransa'da)
Türkçedeki gelmek ile gitmek tam olarak aynı bakış açısını taşır: Çin'e gidiyor denir, çünkü konuşanlar Çin'de değildir; Fransa'ya geliyor denir, çünkü konuşanlar oradadır. Burada öğrenilecek yeni bir şey yok, yalnızca alışılmış bir ayrımın Çincedeki karşılığı var.
Şu sözcükleri: 来 ve 去 eylem fiillerine ekleyebilirsiniz: o zaman eylemin konuşanlara göre yönünü verirler ve şuna dönüşürler: basit yön belirleyiciler.
我回去。 Dönüyorum. (uzaklaşıyorum)
你回来了! Geri geldin! (konuşan burada)
Diyalogda:
我今年会回去。 Bu yıl döneceğim. (Bai Xue Pekin'den uzaklaşıyor)
你几号回来? Ayın kaçında geri geliyorsun? (Gao Xiaoyu Pekin'de, dönüşü bekliyor)
Bu yapıda yeri belirtmek için onu eylem fiili ile yön belirleyicinin arasına yerleştirirsiniz:
Örnekler:
我回中国去。 Çin'e dönüyorum.
他回我家来。 Benim evime geri geliyor.
Not: "eve dönmek" için yalnızca şu denir: 回家 :
我下午六点回家。 Saat 18.00'de eve dönüyorum.